şişli escort
Bugun...


Nurşah Huri KESİK

facebook-paylas
HUKUK FELSEFESİ ve HUKUKUN TRAJEDİSİ KARŞISINDA RADBRUCH FORMÜLÜ
Tarih: 24-10-2017 09:48:00 Güncelleme: 22-05-2020 02:02:00


Öncelikle bir hukuk fakültesi öğrencisi olarak aldığımız ana hukuk derslerinin yanında hukukun felsefe, sosyoloji, siyaset gibi çeşitli alanlarda yayıldığını söyleyebilmem mümkün. Baktığımız zaman hukuk gündelik hayatımızda hep bizimle, yolda yürürken, evde otururken, arkadaşlarımızla kahve içerken bile… Tüm bunlar genel hayatımızda çoğu bireyin karşılaştığı hukuki işlemler şeklinde de karşımıza çıkmaktadır. Hukuk felsefesi ise biz hukuk fakültesi öğrencilerini kelimenin tam anlamıyla hukuk ve hukukla ilişkili nosyonlar üzerine kavramsal ve analitik düşünme yetimizi geliştirmek diğer yandan hukuku ampirik toplumsal gerçekliği içinde kavrayabilen ve hukuki süreçlerle toplumsal olgular arasındaki ilişkiyi analiz edebilen hukukçular olmamızı sağlamaktadır. Ayrıca bizim bir hukukçu gibi düşünebilme yetimizi kazanmayı ve pozitif hukukun soyut kurallarının somut olaylara uygulanmasında kullanılması gereken yöntem ve mantık ilkelerine hakim olmamızı sağlar.

                Hukuk felsefesi nedir? Sorusuyla karşı karşıya geldiğimiz zaman filozofların benimsediği çeşitli görüşler çerçevesinde ; hukukun mahiyetini inceleyen, hukukun kaynağı ve evrimi sorunlarıyla ilgili araştırmalar yapan bir bilim dalı şeklinde tanımlayabilirim. Hukuk doğasına ilişkin görüşlerde ikili bir ayrıma gidilmiştir bu ayrım hukuku ahlakilikle ilişkilendirenler yani doğal hukukçular ve hukuku ahlakilikten ayrı ele alanlar yani pozitif hukukçular şeklindedir. Bu ayrımda doğal hukukçuların arasında Aristoteles, Platon, Hobbes, Locke, Radbruch gibi ünlü filozoflar yer almaktadır. Pozitif hukukçular arasında ise Austin ve Hart gibi ünlü filozofları sayabilirim.

                Tüm bunlar ele alındığında  Alman doğal hukukçu Gustav Radbruch' un ortaya koyduğu Radbruch formülü gözden kaçmaması gereken bir noktadır. Radbruch formülü olarak adlandırılan daha sonra Alman Federal Mahkemesi ve eyalet mahkemelerinin de kabul ettiği hukuki görüşler, Nazi dönemi Almanya'sında yaşanan ağır insan hakları ihlali ile geriye dönük mücadele etme imkanı sağlamıştır. Demokratik bir toplumda kanun yapanlara kanun yapma yetkisinin sınırlarını, hukuku uygulayanları ise ''kanunun sadece kanun olduğu için uyulmayı hak etmediğini'' hatırlatan tabii hukuk ilkesidir. Hukuk devleti, yönetenlerin kanunları adalet içeriğine ve insan haklarına uygun yaparak, bu kurallara bağlı kalacağını varsayar. Radbruch formülü, adalet içeriğinden yoksun, hukuki güvenliği sağlayamayan ağır insan hakları ihlallerine neden olan kanunlar yapılması suretiyle hukuk devletinin varsayılan pozisyonundan sapma gösterdiği dönemde devreye girerek hukuk aracılığıyla geçmişle hesaplaşma imkanı sağlar. Adalet, içeriğinden yoksun kanunlarla ağır insan hakları ihlallerine şahit olunan zaman hukukun askıya alındığı olağanüstü koşulların yaşandığı zamandır. Bu nedenle formül, olağanüstü durumlara özgü olarak hukukun geçmişi unutmasına izin vermeyerek, olağan bir geleceği inşa eder. Örnek verecek olursak Nazi Almanya'sında Adolf Eichman davasının duruşmasından zamanın Başbakanı Ben-Gurian'a göre çıkarılacak ders şöyle özetlenebilir; ''Dünyanın bütün uluslarına Nazilerin milyonlarca insanı sırf Yahudi oldukları için ve bir milyon bebeği de sırf  Yahudi bebekler olarak dünyaya geldikleri için öldürdüklerini göstermemiz gerekir. Dünya uluslarının bunu anlamasını ve utanç duymasını istiyoruz.''  Eichman ise yaptığı savunmada itham edilen suçları reddetmektedir. Çünkü  Nazi hukuk sistemine göre yanlış bir şey yapmamıştır o yalnızca yasaların gereğini ve Führer' in emirlerini yerine getirmeyi amaçladığını söylüyordu.

   Formül insan haklarının her zaman ve durumda uygulanması gerektiğini esas aldığı için, ağır insan hakları ihlali içeren kanunu yapanlar yetkilerine, zamanaşımına, devlet güvenliğinin zorunlu kılmasına, kamuoyu isteğine, politik tercihlere dayanamayacakları gibi bu kanunları uygulayanlarda ''kanunu uygulamakla yükümlü oldukları, kanunun bağlayıcı ve emredici olduğu'' savunmasını ileri süremeyeceklerdir. Hiç kimse adalet içeriğinden yoksun hukuki güvenliği ihlal edici, ağır insan hakları ihlalleri içeren kanunları yapmamalı ve uygulamamalıdır. Bizim bugün 1972 tarihli Anayasamız Madde 13 Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması, Madde 17 Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı, Madde 18 Zorla çalıştırma yasağı, Madde 19 Kişi Hürriyeti ve güvenliği gibi maddeler… gerekse imzalamış olduğumuz İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi de bu yöndedir.

                                                                                                                            



Bu yazı 740 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI